Katı gıdalara giriş

Geçen yazıda en basit haliye bitirdiğim yazıma bugün en zor haliyle başlamak istedim.

Annelik duygusunu ucundan da olsa tatmış bir canlıya annelik nedir diye sorun, size tek kelimeyle sorumluluk der. Bu hastalığın en lanet tarafı da budur. Aslında daha çok karar vermektir. Seni bir değil bin kere anne yapar. Kendini bile tanıyamadığın hallere sokar. Sabah yataktan çıkarken, “bugün güzel olacak”la başlayan cümleni yarıda bırakır. Aynaya bakmayı bile unuttuğun günün akşamı, daha kafanı yastığına koyarken geçirdiğin günün keşkeleri, acabaları, lanetleri, duaları, umutları ile yorumunu kafanda yapacakken, içeriden bir ağlama sesi gelir. Bitti sandığın gün aslında yeni başlıyordur. Gündüz yanlış verdiğin kararı anladığında artık çok geçtir. Bir gece daha “bunu nasıl düzeltebilirim”le geçecektir. Nedir yanlış olan? Nedir, nedendir, niçindir, ne yapmak gerekir? Henüz bilemiyorum.

Oğlum 6.ayını bitirip ek gıdaya hazır dendiğinde bütün bu gidişattan henüz bihaberdik. Aslında zorlukları dibine kadar yaşamamıza rağmen bu sürecin geçici olduğunu düşünerek avunuyorduk. Geçici de ne zaman geçeceği meçhul. Okumaya devam et “Katı gıdalara giriş”

Hikayede 4. aşama: Sonun başlangıcı

Sonu baştan yazayım da sırf sonu için okuyanlar beklemesin. Şu anda oğlum 3 sene 3 aylık ve toplam boğazından geçen çeşit 46. Bu şekilde betimledim çünkü bunun içinde; kullanabildiği ilaçlar, her gün içmek zorunda olduğu ilaçlar, kullanabildiği tek diş macunu, kullanabildiği tek baharat çeşidi tuz, Amerika’dan getirtmek zorunda olduğumuz katkısız takviyeler, hala içmesi gereken özel sıvı mama da dahil. Bunlardan çoğunun günlük yeme limiti var. Yani, her gün maksimum 2 tatlı kaşığı pişmiş armut yiyebiliyor mesela. Biraz daha isteme hakkı yok. Ama uzun süre yememe hakkı da yok. Çünkü vücudumuzun beyni balık beyni gibi. Örneğin 1 ayda gıdım gıdım zorla alıştırdığın bir gıdayı 2 hafta yemesin, unutuyor. Tekrar yediğinde yine alerjik tepki veriyor. Genelde de ilkinden daha fazla oluyor bu tepkiler. Evet bu kadar spoiler yeter. Kaldığımız yerden devam edelim.

Mama’lı hayatımıza ilk adımı attık. Bebeğin çoklu gıda alerjisi denen, henüz dermanı olmayan, hastalığı olmasaydı ailemizin nasıl bir hayatı olacaktı görebildik. Ama bu huzur fazla uzun sürmeyecekti. Elalem nasıl 3-5 çocuk yapabiliyor anladık. Sonra sevgi dolu doktorumuz bize ışık olmaya devam etti. Önce bir mama raporu çıkarttı. Gerçi kendi çıkartamıyor tabi, yarı devlet bir hastaneye gittik. Oradaki çocuk doktoruna ayrıca anlattık durumu, o da böyle bir durumla ilk defa karşılaşmış gibi baktı ama raporu yazdı. Bu aminoasit formula mamalar gerçekten çok pahalılar. Devletimiz sağolsun bunu karşılıyormuş. İlk zamanlarda yılda 1 yeniliyorduk. Suistimal çok olduğu için şimdi 6 aya düşürmüşler. Kısa bilgilendirmelerimizi de yaptık. Yola devam. Sırada ne var? Ek gıda denemelerine başlama. Bunu bir sonraki yazıma bırakıyorum çünkü önce size bir sır vereceğim. Hazır mısınız?

İşte çoklu gıda alerjisi döngüsü.

Olay bu kadar net ve basit. Şaka yapmıyorum.

Dinlemek isterseniz:

Hikayeye devam…

Nerede kalmıştık? Her şey kontrol altında. Doktorumuzu bulduk, tanıyı koyduk.Bunları zaten ben yapmıştım. Sıra geldi tedaviye, yani çözüme. E onu da doktor halledecek inşallah.


Sevgi dolu doktorumuz doğru yolda olduğumuzu ama çabuk ilerleyebilmemiz için çeşitli testler yapılması gerektiğini söyledi. Biz de eşimle araştırıp soruşturmadan kendimizi emin ellere bıraktık. 4 aylık bebeğe deri testi! Zaten acı içinde olan, üstüne bir de ağlatınca daha da kızaran bebeğe verdik coşkuyu. Koskoca doçent, Amerika’da araştırmalar yapmış, kanal kanal gezip televizyonlara çıkan, kendi çocuğunda da süt alerjisi olan bir hanımefendi. Yetmedi tabi, bir de kan testi istedi. Minnacık kollarında damar bulmak ne zormuş gördük. Ama kiminin 10 denemede bulamadığını kiminin 1 kerede bulabildiğini de gördü bu gözler. O yüzden neymiş efendim? Her işin ehlini bulmak çok önemliymiş. Nette her okuduğun yoruma inanmayacakmışsın.  Okumaya devam et “Hikayeye devam…”