Hikayede 4. aşama: Sonun başlangıcı

Sonu baştan yazayım da sırf sonu için okuyanlar beklemesin. Şu anda oğlum 3 sene 3 aylık ve toplam boğazından geçen çeşit 46. Bu şekilde betimledim çünkü bunun içinde; kullanabildiği ilaçlar, her gün içmek zorunda olduğu ilaçlar, kullanabildiği tek diş macunu, kullanabildiği tek baharat çeşidi tuz, Amerika’dan getirtmek zorunda olduğumuz katkısız takviyeler, hala içmesi gereken özel sıvı mama da dahil. Bunlardan çoğunun günlük yeme limiti var. Yani, her gün maksimum 2 tatlı kaşığı pişmiş armut yiyebiliyor mesela. Biraz daha isteme hakkı yok. Ama uzun süre yememe hakkı da yok. Çünkü vücudumuzun beyni balık beyni gibi. Örneğin 1 ayda gıdım gıdım zorla alıştırdığın bir gıdayı 2 hafta yemesin, unutuyor. Tekrar yediğinde yine alerjik tepki veriyor. Genelde de ilkinden daha fazla oluyor bu tepkiler. Evet bu kadar spoiler yeter. Kaldığımız yerden devam edelim.

Mama’lı hayatımıza ilk adımı attık. Bebeğin çoklu gıda alerjisi denen, henüz dermanı olmayan, hastalığı olmasaydı ailemizin nasıl bir hayatı olacaktı görebildik. Ama bu huzur fazla uzun sürmeyecekti. Elalem nasıl 3-5 çocuk yapabiliyor anladık. Sonra sevgi dolu doktorumuz bize ışık olmaya devam etti. Önce bir mama raporu çıkarttı. Gerçi kendi çıkartamıyor tabi, yarı devlet bir hastaneye gittik. Oradaki çocuk doktoruna ayrıca anlattık durumu, o da böyle bir durumla ilk defa karşılaşmış gibi baktı ama raporu yazdı. Bu aminoasit formula mamalar gerçekten çok pahalılar. Devletimiz sağolsun bunu karşılıyormuş. İlk zamanlarda yılda 1 yeniliyorduk. Suistimal çok olduğu için şimdi 6 aya düşürmüşler. Kısa bilgilendirmelerimizi de yaptık. Yola devam. Sırada ne var? Ek gıda denemelerine başlama. Bunu bir sonraki yazıma bırakıyorum çünkü önce size bir sır vereceğim. Hazır mısınız?

İşte çoklu gıda alerjisi döngüsü.

Olay bu kadar net ve basit. Şaka yapmıyorum.

Dinlemek isterseniz:

Hikayeye devam…

Nerede kalmıştık? Her şey kontrol altında. Doktorumuzu bulduk, tanıyı koyduk.Bunları zaten ben yapmıştım. Sıra geldi tedaviye, yani çözüme. E onu da doktor halledecek inşallah.


Sevgi dolu doktorumuz doğru yolda olduğumuzu ama çabuk ilerleyebilmemiz için çeşitli testler yapılması gerektiğini söyledi. Biz de eşimle araştırıp soruşturmadan kendimizi emin ellere bıraktık. 4 aylık bebeğe deri testi! Zaten acı içinde olan, üstüne bir de ağlatınca daha da kızaran bebeğe verdik coşkuyu. Koskoca doçent, Amerika’da araştırmalar yapmış, kanal kanal gezip televizyonlara çıkan, kendi çocuğunda da süt alerjisi olan bir hanımefendi. Yetmedi tabi, bir de kan testi istedi. Minnacık kollarında damar bulmak ne zormuş gördük. Ama kiminin 10 denemede bulamadığını kiminin 1 kerede bulabildiğini de gördü bu gözler. O yüzden neymiş efendim? Her işin ehlini bulmak çok önemliymiş. Nette her okuduğun yoruma inanmayacakmışsın.  Okumaya devam et “Hikayeye devam…”

Hikayeye Başlangıç

Merhabalar.

Kısaca kendimi tanıtayım. Bilgisayar mühendisiyim. Çook uzun zaman önce, bankanın birinde bilgi işlem bölümünde çalıştım. Sonrasında “freelancer” olarak bir süre devam etmekteyken, tabir-i caizse kaşınıp, “Dur bir de çocuk yapalım. Herkes tutturuyor, vardır bir hikmet.” diyerek, her şeyi bir süreliğine kenara bıraktım. Çalışmayı seven her annenin yaptığı gibi, gerekli ilk müdahaleyi yapıp, ya bir bakıcıya ya da anneye/kayınvalideye işi “delege” etmeyi planlamıştım. Maceraya atılmamız da işte böyle başladı.

Ekim 2014’de doğum oldu. Biz başımıza geleceklerden bihaber, mutlu mesut kendi çocuklu düzenimizi kurmaya çalıştık. Her kafadan başka sesler ilk dakikada başladı zaten. Öyle derler, böyle derler. Kardeşim kim der bunları, niye der, hangi şartta der? Bilen yok. Örneğe bile gerek görmüyorum. Yalnız şu kulağınıza küpe olsun: Çocuk odası 18-22 derece olmalı! Siz ne giyiyorsanız en fazla o kadar giydirin. Doktorlara bu konuda güvenin. Biz bunu öyle bir yanlış yaptık ki… Çocuk ağladıkça gazı var, gazı varsa üşüyor, üşüyorsa biraz daha ısıtalım. Kendimiz tişörtle oturuyoruz, çocuğu kat kat giydirip polarlara falan sarıyoruz. Hatta ekstra ısıtıcılar mı istersin, yatağın içine tohum ısıtıcılardan mı istersin… Allahım, düşündükçe geliyorlar! Alerjik çocuğa yapılabilecek en büyük düşmanlık: SICAK.

3 ay şöyle böyle idare ettik. Şanslıyız ki eşim biraz çalışma saatlerini esnetebiliyor. Bayağı destek oldu. Annem de bayağı bir müddet bize eşlik etti. 3 kişi düşe kalka idare ettik. Annemi, teşekkürlerimizi sunarak yaşadığı şehre uğurladık. Bir ay geçmemişti, hatta 4. ay aşılarından 1-2 gün önceydi o milat saydığımız gün. Oğlumun minnacık vücudunda, kızarık mı desem, yara mı desem, sanki güneşten yanmış da üst üste soyulmuş gibi bir görüntü ama bir yandan da soğuktan kurumuş çatlamış gibi. Nette arattım ilk çıkanlar: egzama, atopik dermatit, alerji. Çocuk doktorumuzu aradım izindeymiş. Bunlar işimizin şanslı giden taraflarıymış. Sonradan diğer alerji hikayelerini dinlediğimde anladım. İnsanlar anlama aşamasına gelene kadar ne çok yıpranıyorlarmış. İnternette iyi olarak notlandırılan pediatrik alerji doktoru buldum. Arayıp randevu aldım. Biz kendimizi attık doktorun kollarına, başladık ilk yazımdaki aşamalara. Detaylar az sonra…

Dinlemek isterseniz:

Alerji dedin de…

Alerji deyince insanın aklına neler gelir?

  • Ay çok çilek yemişim, bütün gece kaşındım.
  • Dün ormana gitmiştik, arı soktu. Allah seni inandırsın kolum balon gibi oldu.
  • Yeni aldığım kozmetik krem yüzümü tahriş etti. 
  • Ay ben şeftaliye dokunamam. Alerjim var, kaşıntı geliyor.
  • İlk baharda bir hapşırık, bir burun akıntısı tutar ki sorma. Ah şu polenler…
  • Alerjik astım var bende, ilacımı kullanmayınca nefesim daralıyor. 
  • Test yaptırdım, ev tozuna alerjim varmış.
  • Süt ürünlerine alerjim varmış, sadece laktozsuz süt içiyorum.
  • (Son zamanların trendi:) Gluten alerjim var. Buğday yememeye dikkat ediyorum.

Alerjinin tanımını çeşitli medikal sitelerden öğrenebilirsiniz. Kısaca şu söylenir: Alerji parmak izi gibidir; kişiye özeldir(%100 katılıyorum). Nedendir, niçindir, kesin tedavisi nedir? Aslında henüz bilinmeyen bir “rahatsızlıktır”. Hatta “yaşam tarzı” diyenler de var. Ben bu kadar optimist yaklaşamıyorum maalesef. Benim için alerji; bildiğin düpedüz bir hastalık ve kesin tedavisi de henüz yok. Hem de, hayatınızı tamamen değiştirmeniz ve ona göre düzenlemeniz gereken ve hatta kişiye özel olduğu için de neredeyse kimsenin tecrübesinden faydalanamadığınız lanet bir hastalık. Ama ne kadar çok kişinin hikayesini öğrenirseniz de hem yalnız hissetmiyorsunuz, hem de daha kolay neden sonuç ilişkisi kurabiliyorsunuz. Bu da alerji maratonundaki kilit noktanız! Benim de bu bloğa başlama nedenim. 

Alerji ile biz 3 yaşını yeni doldurmuş oğlumla, 4 aylıkken tanıştık. O günden beri her gün yeni şeyler denedik ve öğrendik. Öğrendikçe de ne kadar bilinmezlik içinde yaşadığımızı daha da iyi kavrıyoruz. Kafa karıştıran en önemli kısım: Hem kişiye özel, hem tecrübe. Ne yapacağız? Şu sıralar ülkemizin en ünlü düşünürün söylediği gibi: Oku, Düşün, Uygula, Neticelendir. Süper akrostiş! 

Facebook hayat kurtarır. Alerji ile yaşam platformu grubu ve Özlem Hanım (Özlem Ceylan) nam-ı diğer “alerjikanne” ve diğer adminler benim bu yoldaki en kıymetlilerim olmuştur. Hepsine destekleri için ne kadar teşekkür etsem azdır. Ben üye olduğumda 1. yılını henüz doldurmamıştı ve yaklaşık 2000 kişi falan vardı yanlış hatırlamıyorsam. Hızla üye sayısı arttı. Ama son dönemlerde  biraz “İnşallah – canım Allah şifa versin”lerle doldurulan yorumlar üye sayısı ile doğru orantılı arttı tabi. 

Geçtiğimiz aşamalar kısaca şöyle:

  1.  İlk tanı evresi. Üzülerek bu konudaki tecrübemi paylaşıyorum ki; Doktorlar alerjiden hala anlamıyorlar. Bu konuyu daha detaylı başka bir gün anlatırım.
  2.  “Gıda alerjisi mi? Hee tamam ya n’apalım fındık fıstık da yemeyiveririz bir müddet.” geçişi.
  3.  “-Süper katı diyet yaptım ama çocuk düzelmedi. -Hmm süt ürünleri, buğday, yumurta, kuruyemişe bir müddet ara veriyoruz. Tabi çapraz alerjiye de dikkat.  – O ne ya? – Hiç bir paketli ürün, yoğurt, tereyağ, peynir, dana eti, tavuk… – E ben kahvaltı da ne yiyeceğim? – Patates, zeytin, maydonoz. Mısır unundan zeytinyağıyla ekmek yapın hatta ıspanaklı krep bile yiyebilirsiniz. – Vav, süpermiş!” Peki 2.gün ne yiyeceğim ki acaba? 
  4.   Biraz durumun ciddiyetini anlamaya başlama evresi.  Birşeyler ters gidiyor bir müdahale etmek lazım. Biraz araştıralım, öğrenelim ki: Teşhis de şansa oluyormuş, tedavi de yok zaten. Eee? Deneme yanılma ile yola devam.

İşte o günden sonra beyninizi devamlı kemiren sorular başlıyor. Biraz ileriki safhalara klasik bir salı akşamı örneği vermek gerekirse: Şimdi ne yapmam lazım, neyi yanlış yapıyorum, acaba neden oldu? Doktora mesaj atsam mı? Ama neyi anlatacağım, ne olduğundan emin değilim ki, son deneme mi acaba, ama 1 hafta oldu başlayalı. 1/2 çay kaşığından 2 tatlı kaşığı buğdaya çıkabildik. Acaba pırasayı 5 gr yerine 8 gr vermiş olabilir miyim? Tartı o kadar da hassas değil ki. Dur günlüğe bakayım, ama dünkü detayları yazamamışım. Dün parka gitmiştik orda mı birşeye elledi, yoksa evde yeni aldığımız oyuncakta zararlı bir madde mi vardı, gerçi o markadan daha önce kullanmıştık, ama her oyuncağı aynı ülkede yapmıyorlar tabi. Dün organik pazarda her zaman aldığım adamın yanındaki tezgahtan almıştım muzu acaba o mu dokundu? Ama daha önce de başka birinden almıştık. Nohut aldığım firma paketlerin rengini değiştirmiş, acaba içeriği de mi değişmiş. Yarın bir arayıp sorayım. Yarın da yeni denemeye başlayacaktık, offf yine ertelendi. Acaba, etini her zaman 60 dakika pişiriyorum, bugün 55 dakikaya ayarlamıştım ondan mı oldu? Annem gelmişti bugün elini yıkamadan mı elledi çocuğun birşeyine. O kadar tembih ediyorum dikkat etmiştir herhalde. Beni öpmek istedi kolumdan öp dedim yine, yüzümü öptürmedim krem sürmüştüm sabah. Koluma da dün akşam onun kreminden  sürmüştüm, o da değildir artık. Yoksa… 

Herkesin eminim buna benzer duydukları, yaşadıkları, okudukları olmuştur. Ben de, astımı da olan bir insan olarak (neden astım olunur, tam olarak neler yapmalıyım onu bile umursamadan yaşayan), 3 sene öncesine kadar alerji bundan ibaret sanan bir bireyim. Yanılmışım.

Sonrası Allah kerim. Ama şu sonuç kaçınılmaz, devamlı aklınızda sorularla yaşamaya mahkumsunuz.

Dinlemek isterseniz: