Katı gıdalara giriş

Geçen yazıda en basit haliye bitirdiğim yazıma bugün en zor haliyle başlamak istedim.

Annelik duygusunu ucundan da olsa tatmış bir canlıya annelik nedir diye sorun, size tek kelimeyle sorumluluk der. Bu hastalığın en lanet tarafı da budur. Aslında daha çok karar vermektir. Seni bir değil bin kere anne yapar. Kendini bile tanıyamadığın hallere sokar. Sabah yataktan çıkarken, “bugün güzel olacak”la başlayan cümleni yarıda bırakır. Aynaya bakmayı bile unuttuğun günün akşamı, daha kafanı yastığına koyarken geçirdiğin günün keşkeleri, acabaları, lanetleri, duaları, umutları ile yorumunu kafanda yapacakken, içeriden bir ağlama sesi gelir. Bitti sandığın gün aslında yeni başlıyordur. Gündüz yanlış verdiğin kararı anladığında artık çok geçtir. Bir gece daha “bunu nasıl düzeltebilirim”le geçecektir. Nedir yanlış olan? Nedir, nedendir, niçindir, ne yapmak gerekir? Henüz bilemiyorum.

Oğlum 6.ayını bitirip ek gıdaya hazır dendiğinde bütün bu gidişattan henüz bihaberdik. Aslında zorlukları dibine kadar yaşamamıza rağmen bu sürecin geçici olduğunu düşünerek avunuyorduk. Geçici de ne zaman geçeceği meçhul.

Sevgi dolu doktorumuza hala tam güven içerisinde başladık katı gıda denemelerine. Çok katıyız. 3 gün kuralına harfiyen uyacağız. Elma ile başladık. “Al yarım elmayı, rendele yedir” dedi sevgi dolu doktorumuz. Allah allah, bize biraz çok gibi geldi ama doktor dedi, ondan iyi mi bileceğiz? Dayadık elmayı. Bizimki daha 4 aylıkken gözümüzün içine bakıyordu biz birşeyler yerken. Yemeği öğreniyor diyorlardı büyüklerimiz. Hala bakıyor. Ne zormuş bazı şeyleri öğrenmek.

Ne diyordum? Elmayı vermeye başladık. 10 dakika geçmedi vücudu kızarmaya başladı. Whatsapp’tan mesaj attım. Teknolojilerin faydaları. Ama şimdiye kadar eşle dostla mesajlaşmışım, doktorla nasıl mesajlaşılır? Alışana kadar epey bir zorlandım. Sonra bayağı profesyonel oldum. Valla gün geldi şunu da yaşadım: Sevdiğine açılırsın da cevabı gelene kadar yerinde duramazsın ya. Hele ki mesaj sesini duyunca kalbin yerinden fırlar da açsam mı yoksa biraz daha o anın tadını mı çıkarsam diye…O derece heyecan yaşadım doktorlarımızla.

Doktor “kesin” dedi. Bu kelimeyi ilk okuduğunda garip geliyor. “O olmadı, havuç deneyelim”. Bir de bana inanmadı galiba, “Gelin muayenehanede deneyeceğiz” dedi. “Gelirken 1 havuç rendeleyip getirin”. Doktor senden havuç istiyor. Hem de rendelenmiş. Alışana kadar insana bir gülme geliyor tabi. Bunun sonrasında pikniği geç, beraber mangala bile gidebileceğin boyutu oluyor. Sen etleri getir, bende kap kacak var.

Bahar aylarına gelmiştik. Birgün doktor bize denizin ve güneşin alerjik çocuklarda çok faydalı olduğunu söyledi. Şansa bak ki bizim de bir Ege kasabasında  yazlığımız vardı. Bizim derken ailemin yani. Henüz yazlık alma isteği duyacak yaşa gelmedik. Yeni bir macera bizi bekliyordu… Yoksa doktorla mangal partilerinden sonra bir de yaz gecelerine mi akacaktık?

Yaz maceralarımızı daha sonraya bırakıyorum. Ama bu denemeler bize bu doktordan fayda olmayacağını anlayıp yeni doktor arayışına geçene kadar böyle sürdü gitti. Baştaki motivasyonumuz hızla azaldı. Her denemede oğlum acı çekti. Verilen kararların hiçbirinde başarılı olamadık. Ama yılma hakkımız da yoktu. Elbet birgün başaracaktık.

Dinlemek için:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.