Mayasız ekmek tarifi – Benim gibi mayayı bir türlü tutturamayanlara gelsin..

 

Buğday yemeye başladıktan sonra beni aldı bir heyecan. Malum buğday demek, ekmek demektir bizde. Ama eşimle, aylarca ekşi maya tutturmaya çalıştık. Bir kere oldu gibi oldu. Yaptığım ekmek de harika olmuştu aslında ama devamını getiremedim. Bulduğum birkaç tarifi kendimce değiştirip, çok da güzel, oğlumun “yumuşak ekmek” diye adlandırdığı tarifi tutturdum. Belki işinize yarar. Tadı hiç de fena değil. Ama miktarları ailecek yemeğe yetiştiremeyeceğimi düşündüğüm için sadece oğluma yapıyorum. Buzlukta istediğiniz kadar, dolapta en az 20 gün hiç birşey olmadan saklayabiliyorsunuz.
Malzemeler:
– 3,5 su bardağı un tam buğday (cityfarm organik)
– 1 su bardağı ayran (4-5 yemek kaşığı kendi yaptığım keçi yoğurdundan ekleyip üzerine su ilave ederek elde ettim.)
(veya  1/2 bardak ayran+1/2 su bardağı soda+45 tatlı kaşığı keçi sütü ile denedim. Onda da aynı kıvamda ve tatta oldu.)
– 1 su bardağı oda sıcaklığında su
– 1 paket karbonat (10 gr)

– bir tutam tuz
–  maden suyu
– 1 yemek kaşığı zeytinyağı

Hazırlanışı: Okumaya devam et “Mayasız ekmek tarifi – Benim gibi mayayı bir türlü tutturamayanlara gelsin..”

İlk yaz’a giriş

İlk yaz’ımızın ilk uçuşunu tahminimden kolay atlattık. Babam bizi havalanından almaya geldi. Yeni bir bilinmeze doğru adım adım yaklaşıyorduk. Ne bilinmezi yahu? 10 yaşımdan beri, okul zamanları bitene kadar, her yazımı kah gülerek, kah ağlayarak, kah eğlenerek, kah sıkılarak geçirdiğim, çalıştığım zamanlarımda da en az 1 haftamı, bazen evden hiç çıkmadan da olsa,  geçirdiğim yerdi. Her taşını, her manzarasını adım gibi ezbere biliyordum. Ama bu sefer yanımda daha 7 aydır tanıdığım, 75 cm boylarında 9 kiloluk bir tosuncuk vardı.

Evet nerden başlasam? Ev 3 katlıydı. Biz orta katta yatacaktık. Hava soğuk olunca alt katta salonda, sıcak olunca üst katta terasta zaman geçirecektik. Bunu neden anlatıyorum? Hava atmak için değil elbette. Bu; kucağında 8 kiloyla devamlı merdiven inip çıkmak demek oluyordu benim için. Örnek vermek gerekirse; biberon lazım, orta katta. Mama yapacağım, kutu bitmiş, yenisi üst katta. Sıcak su lazım, alt katta. Çocuk ağlıyor, emzik orta katta kalmış. Bu çocuk 2 yıl pusette uyudu. Bazen terasta, bazen salonda, bazen odada uyutabiliyoruz. Tabi arabayı taşımak tam bir çin işkencesi. Garibim 1 yaşına kadar sadece mama içti, yine de mama sandalyesine oturttuk tabi. E yukarıda oturuyorduk, hava soğuduysa ya da sinekler çoksa aşağıda yemeye karar veriyorduk: Hop mama sandalyesi de aşağı. Banyosu üst katta, ama kıyafetler orta katta. Çamaşırlar üst katta yıkanıyor ama ütü orta katta yapılıyordu. Tabi edilgen ifadem yanlış anlaşılmasın, hepsini yapan bendim. 60-70 yaşında insanlardan merdiven inip çıkmalarını istemek bizim racona ters. En fazla, çocuğa bak da ben alıp geleyim diyordum. Onu da speedy gonzalez hızıyla yapıyordum ki, emanet ettiğim kişi unutup yiyecekli eliyle oğluma ellemesin. Işınlanma tam bu yıl keşfedilmiş olsa, çok duamı alırlardı. Okumaya devam et “İlk yaz’a giriş”

Aquafaba (nohut suyu) ile krep tarifi ve Aquafaba yapılışı

Çok kolay gibi gözüken ama kıvamını tutturmanın zor olduğu kahvaltı için sürpriz bir yiyecek olabilir.  Yumurta yiyemeyenlerin, yumurta akı yerine kullanabildiği mucizevi  buluş nohut suyu tarifini de aşağıda bulabilirsiniz.
Malzemeler:
  • 1 su bardağı beyaz un
  • 1 su bardağı tam buğday un
  • 1.5 su bardağı su
  • 2 yemek kaşığı keçi yoğurdu (olmasa da yerine biraz daha su ekleyebilirsiniz)
  • 5 çorba kaşığı aquafaba
  • Biraz tuz (tatlılarla tüketecekseniz eklmeyin)

Aquafaba dışında malzemeler bir kaba konup iyice çırpılır. Sonrasında aquafaba ilave edilir. Tekrar çırpılır. Okumaya devam et “Aquafaba (nohut suyu) ile krep tarifi ve Aquafaba yapılışı”

Bir park hikayesi – Soruyorum…

Size bir hikaye anlatmak istedim. Sonunda da, cevabını tam bulamadığım bir soruyu paylaşacağım.
Parkta 3 çocuk oynamaktadırlar. Birinin elinde simit vardır. Babanesi diğer çocuklara da simit ister misin diye sorar. Bir tanesi “beni hasta yapıyor, yemiyorum” der. Babası da “onun alerjisi var, büyüyünce yiyecek” der. Diğer çocuk  istemez, bir şey de söylemez. Hemen arkasından alerjisi olan çocuğun annesi, kendi yaptığı özel poğaçadan 1 tane getirir. Kendi kızına ve diğer eli boş olan kıza paylaştırır. Elinde simit olan çocuğun babanesi torununa yüksek sesle “Asya sen de ondan ister misin?” diye sorar. Alerjik çocuğun annesi “tabi diyerek, biraz da utanarak, kendi kızının elindeki yarım poğaçayı kızın elinden alır ve bölüştürür. Elinde simit olan Asya o poğaçayı da yerken, babanesi hiç düşünmeden “çocuk tabi o da isteyebilir” der. Alerjik kızın annesi de “pardon tabi, ben elinde simit olduğu için sormadım” der.
Sizce kim doğru, kim yanlış? Sizler böyle durumlarda nasıl davranıyorsunuz?
Ben ara ara şu soruyu kendi kendime soruyorum: Oğlumun arkadaşının yediği yiyeceği oğlum yiyemiyor. bu durumda kendi yiyebildiğini arkadaşıyla paylaşmazsa mı mutlu olur, paylaşırsa mı? Ne dersiniz?
NOT: Yorumlarsanız beni mutlu edersiniz. Hiç bir bilginizi de girmenize gerek yok.

Bulaşık Rutinimiz ve Temizlik Malzemeleri

Selamlar,
Alerjik çocuk annesi demek, hem evde temizliğe hem de temizliği ne ile yaptığına da çok dikkat etmek demektir.  Özellikle gıda alerjisinde, bulaşık deterjanları ayrıca özen gösterilmesi gereken bir konu oluyor. Ben de kendimce oluşturduğum rutinimi ve denediğim, memnun kalıp kalmadığım deterjanları paylaşmak istiyorum.

Bizim mutfağın düzeni klasik mutfaklardan oldukça farklıdır. Oğlumun tabağı, çatalı, kaşığı, tavası, tenceresi vs. ayrı dolaplarda durur.  Tezgahı bile ayrıdır. Buzdolabında ayrı rafı, çekmecesi vardır. Oğlumun ihtiyacı olmasa, Airbnb’de mutfağımızın o kısmını kiraya verebiliriz yani, o derece ayrı bir alana sahiptir.  Tahmin edebileceğiniz üzere deterjanı, süngeri, teli, fırçası da ayrıdır.

Okumaya devam et “Bulaşık Rutinimiz ve Temizlik Malzemeleri”